DOLAR 49,55EURO 55,57STERLİN 66,15GRAM ALTIN 6.605,35BIST 11.430,14BTC 81.988
Konya Açık · 4,6°C
SON DAKİKA
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Ahlakın Beş Para Etmediği Bir Dünyaya Mı Gidiyoruz?

Xin
REKLAMTicariSet

Korkulacak şey yalnızca paranın kaybolması değil. Asıl korkulacak olan, para uğruna kaybedilen insanlık, ahlak ve değerlerdir.

Bugün ülke olarak yalnızca ekonomik meseleleri değil, çok daha derin bir meseleyi konuşmak zorundayız: Değerlerimizi ne kadar koruyabiliyoruz?

Son günlerde kamuoyunu meşgul eden fon soruşturmaları, yatırımcıları etkileyen gelişmeler ve piyasa işlemlerine ilişkin iddialar, para ile güvenin birbirinden ne kadar ayrı düşünülemeyeceğini bir kez daha gösterdi.

Ama mesele yalnızca fonlar değil ki…

Hırsızlıklar, dolandırıcılıklar, torpil iddiaları, makamın kişisel çıkara dönüştürülmesi, emeğin değil bağlantının öne çıkması, hak edenin değil güçlü olanın kazanacağı düşüncesi…

Bunların her biri aynı yaranın başka bir yerinden kanıyor. Kanamakla da kalmıyor; irin akıyor resmen.

Ahlak, çıkar karşısında sessizleşiyor.

Öyle bir noktaya gelmeyelim ki dürüst insan “saf”, yardım eden “enayi”, hakkından vazgeçmeyen “beceriksiz”, haramdan uzak duran “akılsız” sayılsın.

Çalmamak marifet olmaktan çıkıp, çalarken yakalanmamak zekâ sayılmasın.

Bir insanın, “Bunu yapabilirim ama yapmayacağım.” diyebilmesi yeniden kıymet kazansın.

Çünkü iyi insan, kötülüğü bilmeyen insan değildir. Kötülüğü bildiği hâlde iyilikten vazgeçmeyendir.

Medeniyet yalnızca gökdelenlerle, yollarla, fabrikalarla, teknolojiyle kurulmaz.

Medeniyet, insanın gücü yettiği hâlde haksızlık yapmamasıdır.

Bu söz ne sağa aittir ne sola.
Ne dindarın ne sekülerin tekelindedir.
Ne bir ideolojinin ne de bir grubun malıdır.

Bu, insanlığın kadim ölçüsüdür.

Dinler farklı kelimelerle anlatabilir, felsefeler farklı yollardan ulaşabilir; fakat insanlığın ortak vicdanı yüzyıllardır aynı şeyi söyler:

Haksızlık, haksızlıktır.
Yalan, yalandır.
Emanete ihanet, ihanettir.
İ
nsanın hakkını yemek, kim yaparsa yapsın yanlıştır.

Bugün çocuklarımıza yalnızca “Başarılı ol.” demek yetmez.

“Başarırken ahlaklı, erdemli, insan kal.” demeliyiz.

Çünkü bir toplumda herkes zenginleşebilir; ama herkes insanlığını koruyamaz.

Ve en büyük yoksulluk cebin boş olması değildir.

Vicdanın boşalmasıdır.

İşte asıl korkmamız gereken de budur:

Bir gün dürüstlüğün kaybedene, ahlaksızlığın kazanana yakıştırıldığı bir dünyayı normal kabul etmek.

Çünkü para yeniden kazanılır. Makam yeniden bulunur. İtibar yeniden inşa edilir.

Ama toplum kötülüğü normalleştirdiğinde, kaybettiği vicdanı yerine koymak çok daha zordur.

Bir ülkenin gerçek zenginliği, insanlarının ne kadar kazandığıyla değil; kazanmak uğruna nelerden vazgeçmediğiyle ölçülür.

Ve galiba bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru tam da budur:

“Ben kazanırken neyi kaybetmeye razıyım?”

Çünkü asıl mesele yalnızca ne kadar kazandığımız değil; kazandığımız şey uğruna ne kadar insan kalabildiğimizdir. Ne kazandığımız değil, kazanırken kendimizden ne verdiğimiz?

Ahlak ne ifade ediyor?

REKLAMSEHAPDKS