DOLAR 49,55EURO 55,57STERLİN 66,15GRAM ALTIN 6.605,35BIST 11.430,14BTC 81.988
Konya Açık · 4,6°C
SON DAKİKA
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Bir Valiz Dolusu Hasretle Gelirler

Xin
REKLAMTicariSet

Gurbetten dönüş mevsimi geldi. Yollar yine memlekete çevriliyor, uçakların, otobüslerin, arabaların yönü yine doğup büyünen topraklara dönüyor. Kimi yıllardır görmediği annesine, kimi babasına, kimi kardeşine, kimi çocukluğunun geçtiği sokağa kavuşmanın heyecanını taşıyor. Fakat gurbetten gelen herkesin valizinde görünmeyen bir yük daha var: hasret.

Onu tartamazsınız, parasını hesaplayamazsınız, gümrükten geçerken göremezsiniz.

Ama o hasret, insanın yüreğinde yıllarca taşınır.

Gurbet, yalnızca başka bir ülkede yaşamak değildir. Gurbet; bayram sabahı annenin kapısını çalamamak, hastalandığında kardeşinin elini tutamamak, cenazeye yetişememek, düğünde aynı sofraya oturamamak, çocukluğunun geçtiği sokağı yıllarca uzaktan hatırlamaktır.

Bazen bir koku alırsınız ve çocukluğunuz gelir aklınıza. Bir türkü duyarsınız, boğazınız düğümlenir. Bir bayram fotoğrafında eksik kalan bir sandalye, size kilometrelerce uzaktaki bir hayatı hatırlatır.

İşte gurbetçinin anlatamadığı şey tam da budur.

Memlekete geldiğinde ise başka bir imtihan başlar.

Gurbette yıllarca biriktirdiği özlemle gelir. Fakat bazen karşısında özlediği insanları değil, kendisini anlamayan bakışları bulur.

“Orada yaşıyorsun, daha ne istiyorsun?”

“Memnun değilsen dön!”

“Avrupa’da kazanıyorsunuz, burada harcamaya geliyorsunuz.”

“Almancı zaten…”

Bazen tek bir söz, yılların hasretini incitebilir.

Oysa gurbetçi zaten kendini anlatmakta zorlanıyordur. Çünkü gurbetin acısı kelimeye sığmaz. İnsan, yaşamadığı bir ayrılığı başkasına anlatamaz. Vatanda olan da bunu her zaman anlayamaz.

Çünkü biri memleketin içindedir, diğeri memleketin özlemiyle yaşamaktadır.

Belki de birbirimize en çok burada haksızlık ediyoruz.

Ne biz gittiğimiz yerde kaldık, ne onlar bıraktığımız insanlar olarak duruyor. Zaman hepimizi değiştirdi. Çocuklar büyüdü, anne babalar yaşlandı, dostlukların arasına mesafeler girdi. Sokaklar değişti, evler değişti, insanlar değişti.

Ama değişmeyen bir şey var:

Memleket özlemi.

Bu yüzden gurbetçiye sadece para üzerinden bakmayalım. Onu cebindeki dövizle, arabasının markasıyla, yaptığı harcamayla değerlendirmeyelim. O insanın ardında belki yıllarca çekilmiş bir hasret, verilmiş bir emek ve memleketine duyduğu bitmeyen bağlılık var.

Üstelik bugün dünyanın dört bir yanında Türkler yaşıyor. Dillerini, kültürlerini, bayramlarını, yemeklerini ve hatıralarını taşıyorlar. Onlar farkında olarak ya da olmayarak Türkiye’nin gönül elçiliğini yapıyorlar.

Bize düşen onları ötekileştirmek değil, bağlarını güçlendirmek.

Çünkü bir insanı memleketinden uzaklaştıran şey yalnızca kilometreler değildir. Bazen bir küçümseyici söz, bazen dışlanmışlık, bazen “Sen artık bizden değilsin” duygusu da insanın gönlünde uzaklık oluşturur.

Gurbetçilerimizi, özellikle gençlerini küstürmeyelim.

Onlara her gelişlerinde hesap sorar gibi değil, hasret giderecekmiş gibi yaklaşalım.

“Ne getirdin?” demeden önce,

“Hoş geldin, seni özledik.” diyelim.

Gurbetçinin  getirdiği en kıymetli şey valizindeki eşya değildir.

Getirdiği, memlekete sığmayan hasretidir.

Ve unutmayalım:

İnsanın vatanından uzak olması gurbet değildir yalnızca; bazen kendi vatanında anlaşılmamak da gurbetin en ağırıdır.

REKLAMSEHAPDKS