Bir şehrin gerçek zenginliği nedir? Geniş caddeleri, yükselen
binaları, kalabalık meydanları mı? Yoksa insanının düşünme biçimi, birbirini
anlama çabası ve gönül dünyasının derinliği mi? Belki de bir şehrin büyüklüğünü anlamak
için en doğru yer, kitapların açıldığı, kelimelerin insanlarla buluştuğu
meydanlardır.
Konya 13. Kitap Günleri’nin Selçuklu Kongre Merkezi’nde başlaması, şehrimiz adına kıymetli bir kültür buluşmasıdır. Bu organizasyonu
hazırlayan Büyükşehir Belediye Başkanımız başta olmak üzere bütün yetkililere
ve emeği geçenlere teşekkür etmek gerekir. Elbette eksikler konuşulmalı, daha
iyisi için fikirler üretilmelidir. Fakat yapılanı görmezden gelmek yerine, onu
daha ileriye taşımanın yollarını aramalıyız. Kültür, eleştiriden uzak
durarak değil, yapıcı eleştiriyle gelişir.
Kitap fuarları, yalnızca yayınevlerinin stant açtığı, kitapların
indirimli fiyatlarla satıldığı etkinlikler değildir. Burası yazarın okuruyla göz
göze geldiği, düşüncenin insanla buluştuğu, bazen yıllardır taşınan bir
duygunun birkaç cümlede karşılık bulduğu özel bir dünyadır.
Bir yazar, kitabını imzalarken karşısındaki insanın yalnızca adını sormaz.
Belki bir genç, hayatında ilk defa bir yazarla konuşmanın heyecanını yaşar.
Belki yaşlı bir okur, yıllardır içinde sakladığı bir hatırayı anlatır. Belki de
bir çocuk, eline aldığı kitabın kapağını açarken hayatının en güzel alışkanlığına
ilk adımını atar.
İşte kitap fuarlarının görünmeyen zenginliği burada saklıdır.
Kitap yazmak, yalnızca kazanç elde etmek için çıkılan bir yol değildir. İnsan,
kendisine yetseydi belki de kalemini eline almazdı. Yazar, başkasının derdini
kendi derdi gibi hisseden, toplumun sessizliğini duymaya çalışan, insanın iç dünyasında
olup bitenleri kelimelere dönüştüren kişidir. Bazen bir kitap, kimsenin fark
etmediği bir yarayı görünür kılar. Bazen de bir okura yalnız olmadığını hissettirir.
Bir yazar için en büyük kazanç, bir kitabın kaç liraya satıldığı değil, bir insanın hayatında
neye karşılık geldiğidir. “Bu satırlarda kendimi buldum” diyen bir okurun
sözü, bütün maddi hesapların ötesinde bir anlam taşır.
Peki, fuar kapıları kapandıktan sonra ne olacak? Kitaplarla kurduğumuz
bağ, etkinlik sona erdiğinde kesilecek mi? Asıl üzerinde düşünmemiz gereken
mesele budur.
Okuma alışkanlığını artırmak için çocuklara yalnızca kitap almamalı, onların
kitap seçmesine de fırsat vermeliyiz. Gençleri okumadıkları kitaplar üzerinden
yargılamak yerine, okudukları eserler hakkında konuşmaya davet etmeliyiz.
Evlerde kitap üzerine sohbetler edilmeli, okullarda fikir ayrılıklarına saygı duyulan
ortamlar oluşturulmalı, kütüphaneler yalnızca sessizce oturulan yerler olmaktan
çıkarılmalıdır.
Okumak, bir kitabın sayfalarını çevirmekten ibaret değildir. Okuduğumuz üzerine
düşünmek, sorgulamak, farklı görüşlerle karşılaşmak ve gerektiğinde kendi düşüncemizi
değiştirebilmektir. Bir toplum, aynı kitapları okuyarak değil, okuduklarından
hareketle birbirini anlamaya çalışarak kültürünü derinleştirir.
Bu noktada yerel yönetimlere, kültür kurumlarına ve basın kuruluşlarına da önemli görevler düşüyor. Kitap fuarlarının daha erişilebilir alanlarda,
yazarla okurun rahatça buluşabileceği düzenlemelerle gerçekleştirilmesi
gerekir. Yerel yazarlarımıza daha fazla yer açılmalı, söyleşiler ve tanıtım
etkinlikleriyle onların eserleri geniş kitlelere ulaştırılmalıdır. Gazeteler,
radyolar ve televizyonlar kitapları yalnızca fuar günlerinde değil, yıl boyunca gündemlerinde tutmalıdır.
Çünkü kültür, birkaç günlük bir etkinliğe sığmayacak kadar büyük bir
meseledir.
Bir şehrin kültürel geleceği, kaç kitap fuarı düzenlediği kadar, o fuarlardan sonra
kaç insanın kitapla yaşamaya devam ettiğiyle de ilgilidir. Kitapların bulunduğu
bir şehir elbette güzeldir; fakat okuduklarını hayatına taşıyan, düşüncesini
geliştiren, başkasının acısına duyarlı olan insanların yaşadığı şehir çok daha
güzeldir.
Kitap fuarları bize yalnızca kitapların değerini değil, insanın insana
ulaşma ihtiyacını da hatırlatır. Belki de bir şehrin en büyük eseri, taşla ve
betonla yükselttiği binalar değil; kitaplarla, düşünceyle ve vicdanla yetiştirdiği
insanlardır