DOLAR 49,55EURO 55,57STERLİN 66,15GRAM ALTIN 6.605,83BIST 11.430,14BTC 82.010
Konya Açık · 4,2°C
SON DAKİKA
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Bir Şehrin Kültürü, Kitapların Arasında Değil, İnsanın Yüreğinde Büyür

Xin
REKLAMTicariSet

Bir şehrin gerçek zenginliği nedir? Geniş caddeleri, yükselen binaları, kalabalık meydanları mı? Yoksa insanının düşünme biçimi, birbirini anlama çabası ve gönül dünyasının derinliği mi? Belki de bir şehrin büyüklüğünü anlamak için en doğru yer, kitapların açıldığı, kelimelerin insanlarla buluştuğu meydanlardır.

Konya 13. Kitap Günleri’nin Selçuklu Kongre Merkezi’nde başlaması, şehrimiz adına kıymetli bir kültür buluşmasıdır. Bu organizasyonu hazırlayan Büyükşehir Belediye Başkanımız başta olmak üzere bütün yetkililere ve emeği geçenlere teşekkür etmek gerekir. Elbette eksikler konuşulmalı, daha iyisi için fikirler üretilmelidir. Fakat yapılanı görmezden gelmek yerine, onu daha ileriye taşımanın yollarını aramalıyız. Kültür, eleştiriden uzak durarak değil, yapıcı eleştiriyle gelişir.

Kitap fuarları, yalnızca yayınevlerinin stant açtığı, kitapların indirimli fiyatlarla satıldığı etkinlikler değildir. Burası yazarın okuruyla göz göze geldiği, düşüncenin insanla buluştuğu, bazen yıllardır taşınan bir duygunun birkaç cümlede karşılık bulduğu özel bir dünyadır.

Bir yazar, kitabını imzalarken karşısındaki insanın yalnızca adını sormaz. Belki bir genç, hayatında ilk defa bir yazarla konuşmanın heyecanını yaşar. Belki yaşlı bir okur, yıllardır içinde sakladığı bir hatırayı anlatır. Belki de bir çocuk, eline aldığı kitabın kapağını açarken hayatının en güzel alışkanlığına ilk adımını atar.

İşte kitap fuarlarının görünmeyen zenginliği burada saklıdır.

Kitap yazmak, yalnızca kazanç elde etmek için çıkılan bir yol değildir. İnsan, kendisine yetseydi belki de kalemini eline almazdı. Yazar, başkasının derdini kendi derdi gibi hisseden, toplumun sessizliğini duymaya çalışan, insanın iç dünyasında olup bitenleri kelimelere dönüştüren kişidir. Bazen bir kitap, kimsenin fark etmediği bir yarayı görünür kılar. Bazen de bir okura yalnız olmadığını hissettirir.

Bir yazar için en büyük kazanç, bir kitabın kaç liraya satıldığı değil, bir insanın hayatında neye karşılık geldiğidir. “Bu satırlarda kendimi buldum” diyen bir okurun sözü, bütün maddi hesapların ötesinde bir anlam taşır.

Peki, fuar kapıları kapandıktan sonra ne olacak? Kitaplarla kurduğumuz bağ, etkinlik sona erdiğinde kesilecek mi? Asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele budur.

Okuma alışkanlığını artırmak için çocuklara yalnızca kitap almamalı, onların kitap seçmesine de fırsat vermeliyiz. Gençleri okumadıkları kitaplar üzerinden yargılamak yerine, okudukları eserler hakkında konuşmaya davet etmeliyiz. Evlerde kitap üzerine sohbetler edilmeli, okullarda fikir ayrılıklarına saygı duyulan ortamlar oluşturulmalı, kütüphaneler yalnızca sessizce oturulan yerler olmaktan çıkarılmalıdır.

Okumak, bir kitabın sayfalarını çevirmekten ibaret değildir. Okuduğumuz üzerine düşünmek, sorgulamak, farklı görüşlerle karşılaşmak ve gerektiğinde kendi düşüncemizi değiştirebilmektir. Bir toplum, aynı kitapları okuyarak değil, okuduklarından hareketle birbirini anlamaya çalışarak kültürünü derinleştirir.

Bu noktada yerel yönetimlere, kültür kurumlarına ve basın kuruluşlarına da önemli görevler düşüyor. Kitap fuarlarının daha erişilebilir alanlarda, yazarla okurun rahatça buluşabileceği düzenlemelerle gerçekleştirilmesi gerekir. Yerel yazarlarımıza daha fazla yer açılmalı, söyleşiler ve tanıtım etkinlikleriyle onların eserleri geniş kitlelere ulaştırılmalıdır. Gazeteler, radyolar ve televizyonlar kitapları yalnızca fuar günlerinde değil, yıl boyunca gündemlerinde tutmalıdır.

Çünkü kültür, birkaç günlük bir etkinliğe sığmayacak kadar büyük bir meseledir.

Bir şehrin kültürel geleceği, kaç kitap fuarı düzenlediği kadar, o fuarlardan sonra kaç insanın kitapla yaşamaya devam ettiğiyle de ilgilidir. Kitapların bulunduğu bir şehir elbette güzeldir; fakat okuduklarını hayatına taşıyan, düşüncesini geliştiren, başkasının acısına duyarlı olan insanların yaşadığı şehir çok daha güzeldir.

Kitap fuarları bize yalnızca kitapların değerini değil, insanın insana ulaşma ihtiyacını da hatırlatır. Belki de bir şehrin en büyük eseri, taşla ve betonla yükselttiği binalar değil; kitaplarla, düşünceyle ve vicdanla yetiştirdiği insanlardır

REKLAMSEHAPDKS