DOLAR 49,55EURO 55,57STERLİN 66,15GRAM ALTIN 6.605,35BIST 11.430,14BTC 81.988
Konya Açık · 4,6°C
SON DAKİKA
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Asıl Mesele Başarmak Değil: Bize Verilenlerle Ne Yapıyoruz?

Xin
REKLAMTicariSet

İnsan, hayatın zorlukları karşısında bazen kendisini çıkmaz bir sokağın içinde bulur. Ne yapacağını bilemez, umudu azalır, çaresizlik duygusu büyür.

Oysa en karanlık anlarda bile insanın elinde önemli bir güç vardır: Yeniden başlayabilmek. İnanan için bunun adı tevekkül ve Allah’a güvenmektir; farklı bir pencereden bakan içinse umudu korumak, akla ve imkânlara sarılmak ve mücadeleyi sürdürmektir.

Çünkü insanı çoğu zaman yaşadığı zorluk değil, o zorluğun aşılacağına dair inancını kaybetmek tüketir. “Allah var, gam yok.” Bazen bu cümle yalnızca bir inanç ifadesi değil, insanın kontrol edemediği şeyler karşısında kendisini tüketmemesi gerektiğini hatırlatan bir hayat düsturudur.

Sağlığımız, sevdiklerimiz, özgürlüğümüz, güvenliğimiz, aklımız, yeteneklerimiz… Sahip olduklarımızın kıymetini çoğu zaman kaybetme ihtimaliyle karşılaşınca anlarız. Oysa şükür, yalnızca elimizden bir şey gittikten sonra hatırlanacak bir duygu değildir; şükür, elimizdekini fark edebilmektir.

Fakat insanın önünde bundan daha derin bir soru vardır: Bana verilenlerle ne yapıyorum? Hepimiz farklı kabiliyetlerle dünyaya geliriz. Kimi ilme, kimi sanata, kimi ticarete, kimi öğretmeye, kimi de insanlara hizmet etmeye yatkındır.

Bugünün dünyası bize sürekli “Kendini gerçekleştir, hayallerinin peşinden git, başarılı ol” diyor.

Elbette insan sahip olduğu imkânları ve yetenekleri heba etmemeli. Fakat başarıyı yalnızca makam, para, şöhret ve görünürlük üzerinden tanımladığımızda hayatın daha derin tarafını gözden kaçırabiliriz.

Çünkü insanı değerli kılan yalnızca neye sahip olduğu değil, sahip olduklarını neye dönüştürdüğüdür.

Çok kazanabiliriz ama kimseye faydamız dokunmayabilir. Çok tanınabiliriz ama kendi iç dünyamızda yalnızlaşabiliriz. Büyük işler başarabiliriz fakat bütün bunların arasında kendimizi kaybedebiliriz.

Sürekli başkalarıyla kıyaslanan insan, bir süre sonra kendi değerini kendi vicdanında değil, başkalarının alkışında aramaya başlayabilir.

Oysa hayat bir yarış pistinden ibaret değildir. Belki de kendimize sormamız gereken soru, “Ne kadar başarılı olacağım?” değil, “Bana verilenleri neye dönüştüreceğim?” sorusudur.

İlim sahibiysen bilginle, imkân sahibiysen paylaşarak, kalemin varsa hakikati yazarak, sözün varsa iyiliğe vesile olarak, elinden gelen küçük bir iyiliği bile küçümsemeden…

Çünkü hayat, hepimiz için bir sorumluluk alanıdır. İnanan insan için bu hayat Allah’ın emanetidir; inancı farklı olan insan için de sahip olduğu ömrün, yeteneğin ve imkânın başkalarının hayatına dokunabilecek bir değeri vardır.

Asıl mesele, dünyada ne kadar iz bıraktığımız değil; bıraktığımız izin kimin hayatına ışık olduğudur.

Belki insanın gerçek zenginliği sahip olduklarının çokluğu değil, sahip olduklarıyla iyiliği çoğaltabilmesidir.

Çünkü ömrün gerçek anlamı, bize verilenleri tüketmekte değil; onları iyiliğe, güzelliğe ve insanlığa dönüştürerek emaneti sahibine yüz akıyla teslim edebilmektir.

REKLAMSEHAPDKS