DOLAR 49,55EURO 55,57STERLİN 66,15GRAM ALTIN 6.605,35BIST 11.430,14BTC 81.988
Konya Açık · 4,6°C
SON DAKİKA
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Bilmiyorum Demek Neden Bu Kadar Zor?

Xin
REKLAMTicariSet

Her söze neden cevap veriyoruz ki? Cevapsız kalmaktan mı korkuyoruz, yanlış cevaptan mı?
Bazen insanı dışarıdan izlerken değil, kendisini içeriden sorgularken öğrenmek gerekir. Şöyle bir durup düşünelim: Biz de her soruya cevap verme telaşına kapılıyor muyuz? Bilmediğimiz hâlde biliyormuş gibi konuşuyor, emin olmadığımız konularda insanlara yol gösteriyor olabilir miyiz?
Çoğu zaman bunu kötü niyetle yapmıyoruz. Tam tersine, yardımcı olmak istiyoruz. Karşımızdaki insanın işini kolaylaştırmak, ona bir yol göstermek, boşlukta bırakmamak istiyoruz. Niyetimiz iyi… Fakat iyi niyet, yanlış bilgiyi doğru hâle getirmiyor.
Bir düşünün; yolda birisi size adres soruyor. Bilmiyorsunuz. Ama “Şuradan gidin, sonra sağa dönün, ileride zaten görürsünüz.” diye tarif etmeye başlıyorsunuz. Hatta bilmediğiniz için tarifinizi daha da ayrıntılı hâle getiriyorsunuz.
Neden?
Çünkü “Bilmiyorum.” demeye utanıyoruz.
Peki neden?
Neden bilmemek bize eksiklik gibi geliyor? Neden bir soruya cevap veremediğimizde kendimizi yetersiz hissediyoruz?
Bilmediğin yolda rehber olma!
Oysa insan her şeyi bilmek zorunda değil. Dünyaya gelen hiç kimse bütün yolların haritasıyla gelmiyor. Her konuda bilgili olmak mümkün olmadığı gibi, her konuda fikir sahibi olmak da bir üstünlük göstergesi değil.
Asıl tehlike, bilmediğimiz hâlde konuşmaya başladığımız yerde ortaya çıkıyor. Çünkü bizim birkaç saniyelik mahcubiyet yaşamamak için söylediğimiz yanlış bir cümle, başkasının saatlerini, günlerini, hatta bazen hayatını etkileyebilir.
Üstelik yanlış cevap verdikten sonra pişman olmak da var.
“Keşke bilmiyorum deseydim…”
“Keşke emin olmadığım konuda konuşmasaydım…”
“Keşke onu yanlış yönlendirmeseydim…”
İnsanın içinde bundan daha ağır bir hesaplaşma olabilir mi?
Oysa bazen sadece iki kelime yeterlidir:
“Bilmiyorum.”
Korkma!
Bilmiyorum dediğinde eksilmezsin. Küçülmezsin. Aşağılanmazsın. Değerinden hiçbir şey kaybetmezsin.
Tam tersine; sınırını bilen, sözünün sorumluluğunu taşıyan, bilmediği yerde susabilen insan güven verir. Çünkü bilmediğini kabul etmek, cehaletin değil; dürüstlüğün ve olgunluğun işaretidir.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi:
Her cevap vermek istediğimizde gerçekten yardımcı mı oluyoruz, yoksa sadece susmaktan mı korkuyoruz?
Çünkü bazen insanın karşısındakine verebileceği en dürüst, en temiz ve en onurlu cevap, bilmediğini kabul etmektir.
Unutmayalım:
Her sorunun cevabını bilmek zorunda değiliz. Fakat verdiğimiz cevabın sorumluluğunu taşımak zorundayız.
“Bilmiyorum”u zayıflık değil, ahlaki bir sorumluluk olarak anlamak lazım! 

REKLAMSEHAPDKS