“Kendi evimizi temizlerken başkasının hayatını kirletmeyelim.
Aman dikkat: TEMİZLİĞİN TOZU DA KOMŞUYA GİTMESİN!
Konya’nın merkezinde, apartmanın önünden geçerken insanın aklına ister istemez şu
soru geliyor: Biz gerçekten temizlik mi yapıyoruz, yoksa komşularla ortaklaşa
toz dağıtım kampanyası mı yürütüyoruz?
Malum, hanımlar için temizlik vazgeçilmezdir. Ev pırıl pırıl
olacak, camlar parlayacak, halılar silkelenip tozundan arındırılacak… Buraya
kadar hiçbir itirazımız yok.
“Hatta ‘temizlik imandandır’ anlayışıyla elbette temiz olalım.”
Ama mesele şu: Temizliği yaparken ortalığı kirletmeyelim!
Fotoğrafa bakıyorum; bir halı camdan aşağıya doğru sarkmış. Belli ki evde temizlik var. Halının
tozu da özgürlüğüne kavuşmak üzere… Fakat aşağıda arabası olan var, balkonu
olan var, penceresi açık olan var, yoldan geçen var. Yani halının tozu nereye
gidecek, onu Allah bilir!
Belki de apartman sakinleri arasında şöyle bir görev dağılımı vardır: Biri halıyı silker, diğeri
tozu karşılar, bir başkası arabasını
temizler. Böylece toplumsal dayanışma sağlanır!
Şimdi Sayın Bayraktar’a da küçük bir çağrımız olsun: İHA, SİHA, yüksek teknoloji derken bizi de unutmayın.
Bize öyle bir süpürge üretin ki halıyı yerinden kaldırmadan temizlesin, tozu komşunun
camına göndermesin. Hatta mümkünse yapay zekâlı olsun; “Komşunun arabası aşağıda, bugün halı silkeleme!” diye bizi
uyarsın.
Şaka bir yana, mesele yalnızca bir halı değil. Mesele birlikte
yaşamanın adabını bilmek. Kendi evimizi temizlerken başkasının yaşam alanını
kirletiyorsak, yaptığımız temizlik ne kadar temiz sayılır?
Apartmanda yaşamak, “Benim evim, benim halım, istediğimi yaparım.” demek değildir.
Çünkü bizim özgürlüğümüz, başkasının huzurunun başladığı yerde biraz durmayı bilmektir.
Temizlik yapalım; ama temizliğin tozunu komşuya bırakmayalım.
Çünkü bazen insanın asıl temizlemesi gereken yer, halının altı değil, kendi davranışlarıdır.