DOLAR 49,55EURO 55,57STERLİN 66,15GRAM ALTIN 6.605,35BIST 11.430,14BTC 81.988
Konya Açık · 4,6°C
SON DAKİKA
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Kanadı Kırık Kuş

Xin
REKLAMTicariSet

Bir kuşun kırılan kanadından, toplumun kırılan güvenine…

Güvenin, makamın ve gücün gölgesinde insanın muhasebesi

Anlatılan menkıbeye göre bir gün kanadı kırılmış bir kuş, Hz. Süleyman’a gelir ve kendisine zarar veren bir dervişten şikâyetçi olur.

Derviş huzura getirilir.

“Bu kuş senden şikâyetçi. Kanadını neden kırdın?” diye sorulur.

Derviş kendisini savunur. Kuşu avlamak istediğini, ona kaçması için fırsat verdiğini, fakat kuşun kaçmadığını ve yakalamaya çalışırken kanadının kırıldığını söyler.

Hz. Süleyman kuşa döner:

“Öyleyse sen neden kaçmadın?”

Kuşun cevabı, menkıbenin asıl dersini taşır:

“Ben onu derviş kıyafetinde gördüm. Bir dervişten bana zarar gelmez sandım. Güvendim.”

İşte bazen insanı yaralayan şey yalnızca yapılan kötülük değildir; kötülüğü hiç beklemediği birinden görmektir.

Çünkü güven, insanın kendisini savunmadan durabilmesidir. Güvendiğiniz yerde tedbirinizi bırakırsınız. Kapınızı açarsınız, sırtınızı dönersiniz, emanetinizi teslim edersiniz.

Ve güven kırıldığında yalnızca bir insan incinmez.

Toplumun birbirine bakışı değişir.

Hz. Süleyman, kısas için dervişin kolunun kırılmasını emretmek ister. Fakat kuş buna razı olmaz:

“Onun kolunu kırmayın. Kol iyileşince yine aynı şeyi yapabilir. Siz onun derviş elbisesini , hırkasını çıkarın ki benim gibi kuşlar bir daha aldanmasın.”der. 

Buradaki ders, cezadan daha derindir.

Kötülüğü yapanı cezalandırmak kadar, kötülüğün kendisini gizleyen hırkayı da çıkarmak gerekir.

Bugün bizim de kendimize sormamız gereken soru budur:

Biz kimin kıyafetine güveniyoruz? Makama, koltuğa, ünvana, itibara, söze, yoksa gerçekten karaktere mi? 

 İnsanın üzerinde taşıdığı sıfat, onun ahlakının garantisi değildir.

Dindar, görünmek dürüstlüğün; zengin olmak erdemin; makam sahibi olmak adaletin; eğitimli olmak da vicdanın belgesi değildir.

İnsanı insan yapan, kimsenin görmediği yerde yaptığıdır.

Bugün yaşadığımız birçok tartışmanın altında da aslında aynı yara var: güven kaybı.

Kamu malına el uzatıldığında yalnızca para eksilmiyor. Halkın kurumlara güveni eksiliyor.

Bir ihalede hak eden yerine kayırılanın öne çıktığı düşünülürse yalnızca bir iş kaybedilmiyor.

Adalet duygusu yara alıyor.

İnsan kandırıldığında yalnızca parasını kaybetmiyor.

Bir daha kimseye güvenmemeyi öğreniyor.

İşte bu yüzden mesele yalnızca “Kim ne yaptı?” sorusu değildir.

Daha ağır olan soru şudur:

“Bütün bunlar bize ne yaptı?”

Bizi daha kuşkucu daha bencil, daha duyarsız, mı yaptı?

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” noktasına mı getirdi?

Yoksa hâlâ haksızlık karşısında ayağa kalkabilecek bir vicdanımız var mı?

Çünkü bir toplumda en büyük yıkım, insanların birbirine zarar vermesi kadar, iyiliğe ve adalete olan inancını kaybetmesidir.

Kanadı kırık kuşun hikâyesi belki de bugün bize bunu hatırlatıyor:

Güveni kırılan insan yalnızca acı çekmez; bir daha güvenmemeyi öğrenir.

Güvenin  olmadığı yerde hukuk yalnızca kurallar bütünü, makam yalnızca koltuk, para yalnızca rakam, insan da yalnızca kendi çıkarının peşinde koşan bir varlığa dönüşebilir.

Oysa bize yeniden lazım olan şey, daha çok güç değil.

Daha çok vicdan.

Çünkü kanadı kırılan kuş iyileşebilir.

Ama toplumun vicdanı kırılırsa, onu iyileştirmek nesiller sürebilir.

REKLAMSEHAPDKS