DOLAR 49,55EURO 55,57STERLİN 66,15GRAM ALTIN 6.605,35BIST 11.430,14BTC 81.988
Konya Açık · 4,6°C
SON DAKİKA
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Vazgeçmek, Kendine Doğru Gitmektir

Xin
REKLAMTicariSet

Kendine varmak için nelerden vazgeçtin?

İnsanın hayatında bazı kelimeler vardır; söylenmesi kolay, yaşanması zordur. “Vazgeçmek” de onlardan biridir. Çünkü bize çocukluktan beri hep kazanmayı öğrettiler. Daha çok iste, daha çok çalış, daha çok sahip ol, daha yükseğe çık… Kimse dönüp de “Elindekiler seni kendinden, özünden, öz benliğinden, ruhundan uzaklaştırıyorsa ne olacak?” diye sormadı.

Oysa bazen insanın kurtuluşu kazandıklarında değil, bıraktıklarında saklıdır.

Nelerden vazgeçerek başlarız kendimize doğru yürümeye?

Başkalarının onayından… Herkese kendimizi ispatlama çabasından… Bitmek bilmeyen hırslardan… “Benim olsun” diye sarıldığımız eşyalardan, makamdan, mevkiden, unvandan, konfordan, lüksten… Bizi tüketen marazlı ilişkilerden… Geçmişin pişmanlıklarından, geleceğin korkularından… Say sayabildiğin kadar.

Ve belki de en zorundan: Kendimiz hakkında kurduğumuz yanlış hayalden ve yanlış hikâyeden…

Fakat gerçek vazgeçmek, hayattan elini eteğini çekmek değildir. Yenilgiyi kabullenmek hiç değildir. Tasavvufta vazgeçmek, dünyayı terk etmekten önce dünyaya olan bağımlılığını terk etmektir. Elindekine sahip olmak başka, elindekinin sana sahip olması başkadır.

İnsan bazen bir eve sahip olur, sonra o evin kölesi olur. Bir makama ulaşır, sonra makamını kaybetme korkusuyla yaşamaya başlar. Para, mal ve mülk kazanır; sonra onları kaybetmemek için kendini kaybeder. Bir insanı sever, sonra sevgisini sahiplenmeye dönüştürür. Böylece sahip olduğunu sandığı her şey, fark ettirmeden ruhundan bir parça koparır.

Peki, insan gerçekten vazgeçebilir mi?

Toplum, çevre, hatta bazen en yakınlarımız buna çoğu zaman izin vermez. Çünkü herkes koşarken sen durursan sana “Geride kaldın.” derler. Herkes yükselmeye çalışırken sen “Ben artık yetinmek istiyorum.” dersen seni anlamazlar. Herkes bir şeylerin peşinde dört nala koşarken sen dizginlerini çekersen, “Hayat kaçıyor!” diye bağırırlar.

Oysa belki de kaçan hayat değil, sensindir.

Ya bir gün onlar da durmak, düşünmek ve vazgeçmek zorunda kalırlarsa?

Rüzgârın önünde savrulan kuru yaprak gibi arzularının peşinden giderken kendine ne zaman yetişeceksin? Kendin olmayı ne zaman becereceksin?

Kolay değildir bunlar. İnsan önce kendini sorgulamalı, sonra kendini tanımalı; nefsin gürültüsünden sıyrılıp hakikate yönelmelidir. Çünkü kendine ulaşmak için senden olmayan yükleri bırakman gerekir.

Gerçek vazgeçmek; dünyadan değil, dünyanın sende kurduğu esaretten vazgeçmektir.

Bazen en büyük zafer, bir şeyi elde etmek değil; artık ona ihtiyaç duymadığını fark etmektir.

Çünkü insan her şeyi kazanmaya çalışırken kendini kaybedebilir.

Ve belki de hayatın en ağır sorusu şudur:

Herkese yetiştin de kendine ne zaman yetişeceksin?

Vazgeç.

Ama hayattan değil…

Seni senden uzaklaştıran ne varsa ondan vazgeç.

Çünkü bazen insanın gidebileceği en uzak yer, kendi içidir.

Unutma; o yolun sonu, aslında başlangıçtır

REKLAMSEHAPDKS