DOLAR 49,55EURO 55,57STERLİN 66,15GRAM ALTIN 6.605,35BIST 11.430,14BTC 81.988
Konya Açık · 4,6°C
SON DAKİKA
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Analiz Felci: En İyiyi Ararken Hiçbir Şeyi Seçememek

Xin
REKLAMTicariSet

Bazen insanın önündeki en büyük engel cehalet değildir; fazla düşünmektir.

Öyle çok düşünürüz ki… Bir ihtimali tartar, sonra o ihtimalin başka bir ihtimalini düşünürüz. Bir seçenek bulur, “Acaba daha iyisi var mı?” deriz. Bir kararın eşiğine gelir, “Biraz daha araştırayım.” diyerek geri çekiliriz.

Bir bakarız ki karar vermek için çıktığımız yolda, karar veremez hâle gelmişiz.

Bu Analiz felci; aşırı düşünmek, fazla veri toplamak, seçenekleri sonsuz kez değerlendirmek, en doğru kararı bulmaya çalışırken sonunda hiçbir karar verememek ve harekete geçememek durumudur.

Düşünürsün.
Biraz daha düşünürsün.
Bir seçenek daha bulursun.
Onun da eksiklerini araştırırsın.
Yeni bir ihtimal çıkar.
Onu da değerlendirirsin.

Ve sonunda…

Hiçbir şey yapamazsın. 

Analiz felcinin önemli nedenlerinden biri mükemmeliyetçiliktir.

“En doğru bölümü seçmeliyim.”
“En iyi üniversiteye gitmeliyim.”
“En iyi mesleği bulmalıyım.”
“Ya yanlış karar verirsem?”

Hayatımızı ilgilendiren önemli kararları düşünmeli, araştırmalı ve danışmalıyız. Araştırmak başka, araştırmanın içinde kaybolmak başka. 

Gençler; bölümden üniversiteye, şehirden burs imkânlarına, iş olanaklarından gelecekteki fırsatlara kadar pek çok şeyi değerlendirmek zorunda.

Hepsi önemli.

Fakat bir noktadan sonra insan kendisine şu soruyu sormalı:

“Ben doğru kararı vermeye mi çalışıyorum, yoksa karar vermekten mi kaçıyorum?”

Daha iyi üniversiteyi arayıp,  beklerken fırsatı kaçırabilir, daha iyi bölümü ararken kontenjanların dolduğunu görebilirsiniz.

Bir yıl geçer.

Sonra bir yıl daha…

İnsan bazen hayatının en büyük kayıplarını yanlış kararlar yüzünden değil, hiç karar vermediği için yaşar.

Elinizde yüz çeşit ürün olduğunu ve müşteriye hepsini tek tek anlatmaya başladığınızı düşünün. Müşterinin kafası karışır.

İyi bir satışçı önce şunu sorar:

“Sizin neye ihtiyacınız var?”

Sonra ihtiyaca uygun seçenekleri belirler.

Hayat da böyledir.

Önümüzde yüzlerce ihtimal olabilir. Hepsini seçmek zorunda değiliz. Bize uygun olanı bulmamız gerekir.

Üniversite veya meslek seçiminde mesele dünyanın en iyi seçeneğini bulmak değil; kendi şartlarınıza, yeteneklerinize, imkânlarınıza ve hedeflerinize uygun seçeneği bulmaktır.

Bazen daha fazla bilgi, daha doğru karar değil; daha fazla karmaşa getiriyor.

Peki bu döngü nasıl kırılacak?

Öncelikle mükemmel karar aramaktan vazgeçmek gerekiyor.

“En mükemmeli hangisi?” yerine:

“Benim için yeterince iyi ve doğru olan hangisi?”

diye sormalıyız.

Seçenekleri azaltmalı, kendimize bir karar tarihi koymalı ve sonsuz araştırmaya sınır çekmeliyiz.

Çünkü bazı sorular düşünerek değil, yaparak cevaplanır.

Bir bölüme başlamadan o bölümün size tamamen uygun olup olmadığını bilemezsiniz. Bir mesleği yaşamadan nasıl hissettireceğini kesin olarak tahmin edemezsiniz.

“Hiç düşünmeden karar verin.” demiyorum.

Karar vermek için gereken bilgiyle, karar vermeyi ertelemek için toplanan bilgi aynı şey değildir.

Bazen insan bilgi toplamıyor; sadece korkusunu erteliyor.

“Ya yanlış yaparsam?”

Peki ya hiçbir şey yapmazsan?

Yanlış bir kararın telafisi çoğu zaman mümkündür. Yön değiştirilebilir, yeniden başlanabilir. Ama kaçırılan zaman geri gelmez.

Analiz felcinin ilacı çoğu zaman yeni bir bilgi değil, ilk adımdır.

Mükemmel bir başlangıç yapmak zorunda değiliz. Başladığımız şeyi zamanla geliştirebiliriz.

Öyleyse düşünün, araştırın, danışın…

Ama bir yerde durun.

Kendinize sorun:

“Artık yeterince biliyor muyum?”

Cevap evetse…

Karar verin ve yürüyün.

Daha iyisini ararken elinizdekini kaybetmeyin.
Mükemmelin peşinde koşarken mümkün olanı kaçırmayın.

Hayat sadece düşünenlerin değil, düşündüğünü hayata geçirenlerin yolculuğudur. 

Mükemmeli ararken fırsatı kaçırma; çünkü hayat, kararsızların değil, adım atanların önünde açılır!

REKLAMSEHAPDKS