Bazı devlet adamları vardır; görev yaptıkları makamla değil,
geride bıraktıkları eserlerle hatırlanırlar.
Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa da Konya’nın tarihine böyle iz bırakan sıra dışı
yöneticilerden biridir.
Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Zehra
Odabaşı’nın düzenlediği programda, Prof.
Dr. Salih Kış tarafından anlatılan Ferid Paşa’nın Konya valiliği, aslında bize yalnızca
geçmişi değil, iyi yöneticiliğin ne demek olduğunu da yeniden düşündürüyor.
Ferid Paşa, Konya’ya geldiğinde yalnızca makamında
oturan bir vali değildi. Halkla ilişkileri iyi olduğu için şehri dolaşıyor,
sorunları yerinde görüyor, ihtiyaçları tespit ediyor ve çözümün başına geçiyordu.
Üstelik onun dönemindeki Konya, bugünkü Konya’dan ibaret değildi; geniş bir
vilayetin merkeziydi. Isparta, Burdur, Aksaray, Nevşehir ve Niğde gibi
sancakların da bağlı olduğu büyük bir coğrafyanın sorumluluğunu taşıyordu.
Onun için kalkınma, yalnızca bina yapmak değildi. Su
vardı, sağlık vardı, eğitim vardı, tarım vardı, yol vardı, sanat vardı.
Konya’nın yıllardır süren içme suyu sıkıntısına
çözüm bulmak için Çayırbağı
Suyu’nu şehre getirdi. Bugün sıradan görülebilecek bir çeşmenin
arkasında bile, zamanının büyük bir şehircilik meselesini çözmeye çalışan bir
devlet aklı vardı.
Eğitime önem verdi. Fakir ve kimsesiz çocukların meslek
sahibi olabilmesi için Hamidiye Sanayi Mektebi’nin kurulmasına öncülük etti. Kültürel
mirasa sahip çıktı; Konya’da modern anlamdaki müzeciliğin ilk adımlarından
birini attı. Halı ve kilim üretimini geliştirmek için sergiler düzenledi. Tarımda
modern yöntemleri, hayvancılığı, tohum ıslahını ve sulamayı destekledi. Yolların,
köprülerin, hastanelerin ve kamu yapılarının gelişmesine öncülük etti.
Belki de en önemlisi şuydu: Ferid Paşa makamı değil, sahayı yönetiyordu.
Konya valiliği sırasında gösterdiği başarılar, onu daha sonra Osmanlı Devleti’nin sadrazamlığına taşıdı.
Bugün onun hikâyesine bakarken kendimize şu soruyu sormamız
gerekiyor:
Bir şehri yönetmek, yalnızca koltuğa oturmak mıdır; yoksa o
şehrin derdini kendi derdi bilip çözüm üretmek midir?
Ferid Paşa’nın Konya’ya bıraktığı en büyük miras belki de
taş binalar değil, “önce
sorununu gör, sonra çözüm üret” anlayışıdır.
Tarih, iyi yöneticileri unutmaz. Çünkü bazı insanlar görevden
ayrılır; bazıları ise şehrin hafızasında yaşamaya devam eder.
Konya’ya altın dokunuşlar yapan, zor dönemlerde bile çalışmaktan vazgeçmeyen
bir devlet adamıydı Ferid Paşa.
Makamını bir ayrıcalık değil, millete hizmet için verilmiş bir emanet bildi. Şehrin
derdini uzaktan seyretmedi; suyuna, yoluna, toprağına, eğitimine ve geleceğine
dokundu.
Çünkü gerçek devlet adamlığı, şartlar kolayken yönetmek değil;
zor zamanlarda bile taşın altına
elini koyup şehre umut olmaktır. Ferid Paşa’nın altın dokunuşları bugün bize şunu hatırlatıyor:
Makamlar geçer, unvanlar unutulur; fakat millete bırakılan eser ve hayra
dokunan iz, tarihte yaşamaya devam eder.