DOLAR 49,60EURO 55,68STERLİN 66,54GRAM ALTIN 6.607,63BIST 11.577,12BTC 84.688
Konya Açık · 7,7°C
SON DAKİKA
Şerife Bozoğlan Eker

Şerife Bozoğlan Eker

Meslek: Şair - Yazar - Köşe Yazarı
✍ Yazarın Tüm Yazılarını Gör

Toprak Değil, Göz Doymuyor!

Xin
REKLAMTicariSet

İnsanın gerçek zenginliği, sahip olduklarıyla değil, sahip olduklarına duyduğu şükür ve başkalarına bıraktığı iyilikle ölçülür.

İnsan, yüzyıllardır daha fazlasını elde etmenin peşinde. Daha geniş evler, daha büyük makam, mevkiler daha dolu kasalar…

Fakat asıl mesele, insanın ne kadar kazandığı değil, kazanmak uğruna neleri kaybettiğidir.

Bir zamanlar ülkemizde insanlar, farklı idealler uğruna mücadele ederdi. Sağcısı da solcusu da kendi düşüncesinin ülkeye daha fayda sağlayacağına inanırdı. Elbette o yılların acıları, kayıpları ve yanlışları unutulamaz. İzleri hâlâ silinmedi.

Ancak bugün insanı düşündüren başka bir mesele var: Fikirler uğruna tartışanların yerini, makamı, mevkiyi ve imkânı kişisel servete dönüştürmek isteyenler alıyor.

Dürüstçe çalışan, halkın emanetini namusuyla taşıyan siyasetçilerimizin  hakkını teslim etmek gerekir. Fakat kamu görevini kazanç kapısı gören, yetkisini kişisel çıkarına uğruna kullanan kim olursa olsun, yalnızca hukuka değil, toplumun vicdanına da zarar verir.

Çünkü bir kişinin hırsı, binlerce insanın adalet duygusunu yaralayabilir.

Tolstoy’un Pahom’u tam da bu hırsın hikâyesidir. Daha fazla toprağa sahip olmak isterken kendisine sunulan fırsatı yeterli bulmaz.

Her yeni arazi, gözünde başka bir ihtiyaca dönüşür. Geri dönmesi gereken zamanı unutur, daha fazlasını almak için koşar. Sonunda başladığı yere ulaşır ama artık ayakta duracak gücü kalmamıştır. Ona kalan, yalnızca bir mezarlık kadar topraktır.

Pahom’un hikâyesi yalnızca zenginlere ait değildir. Hepimiz bazen sahip olduklarımızı küçümseyip sahip olamadıklarımızın peşinde tükeniyoruz.

Daha çok kazanırken huzurumuzu, daha çok yükselirken insanlığımızı eksiltiyoruz.

Peygamber Efendimizin SAV. insanın bitmek bilmeyen arzusunu anlatan hadisi de bu gerçeği çarpıcı biçimde ortaya koyar: “Ademoğlu'nun bir vadi dolusu altını olsa, ikinci bir vadi dolusu altını ister. Onun ağzını ancak toprak doldurur. Allah, tövbe edenin tövbesini kabul eder.”

Bu söz, insanı umutsuzluğa değil, kendini sorgulamaya çağırır.

İster inançlı olalım ister inançsız, ister sağdan ister soldan bakalım; dürüstlük, adalet ve vicdan hepimizin ortak değeridir.

Bir insanın serveti, başkasının hakkına basarak büyüyorsa orada zenginlik değil, ahlaki yoksulluk vardır.

Unutmayalım: İnsan dünyayı avuçlarına sığdırmaya çalışırken bir gün kendisi bir avuç toprağa sığar; geriye malı mülkü, makam, mevkisi değil, koruyabildiği vicdanı, insanlığı ve dokunabildiği gönüller kalır. 

REKLAMSEHAPDKS